Neden Uzaylılardan Haber Alamıyoruz?

İnsanlığın varoluşundan bu yana bir çok soru soruldu.

Kimisine, felsefe aracılığıyla cevaplar verildi kimisine verilmedi. Çoğu zaman da yeni sorular için çaba gösterildi. Son zamanlarda insanların en çok sorduğu sorulardan birisi de “Evrende yalnız mıyız?” oldu.

Sovyetlerin uzaya ilk aracı göndermesi, daha sonra Gagarin’in Dünya dışına çıkması ve Ayın keşfi. İnsanlığın uzayı keşfetmesinin belki de en önemli üç aşaması… Bu olaylardan sonra, insanlık tarihinde gün geçtikçe daha fazla insan tarafından sorulan bir soru karşımıza çıkıyor.

Milyarlarca yıldız, milyonlarca gezegen ve binlerce güneş sistemi; peki yaşamın elverişli olduğu tek gezegen bizimkisi mi?

 

Tarihler 1950 yılını gösterdiğinde sıcak bir yaz ayında öğle yemekleri yenirken fizikçi Enrico Fermi, meslektaşlarına bir soru sordu: “Herkesin nerede olduğunu merak etmiyor musunuz?”. Elbette bu soru yemeğe gelmeyen çalışanları kasteden bir soru değildi. Fermi, bizden başka potansiyel olarak binlerce ileri teknolojik formun bulunması gereken evreni kastediyordu. İşte uzaylılarla ilgili en önemli teorilerden birisi olan Fermi paradoksu böyle ortaya çıktı. Biraz daha detaylı bir inceleme yapmak sanırım daha açıklayıcı olacaktır. İlk olarak bu soruyu paradoks haline getiren meseleyi açıklamakta fayda var: Bilim insanları tarafından olası yaşamın olacağı binlerce gezegen keşfedilirken hala neden bir canlı formuyla karşılaşamıyoruz. Ya da herhangi bir sinyali neden alamıyoruz.

 

Peki neden 4,4 milyar yıl öncesinde bizim gezegenimize de uğramış olmaları gereken uzaylı bir tür hakkında elle tutulur bir bilgi edinemiyoruz? Bu sorunun birçok cevabı var ve şahsen en sevmediğimi en kolay verilen cevap: bizden başka kimse yok. Diğer cevaplara gelirsek, insanoğlu yeryüzüne çok geç geldi yani burayı bir kere ziyaret ettiler ve çekip gittiler. Issız bir bölgede olabiliriz; yani Samanyolu galaksisi içerisinde yalnız olduğumuzu kesin olarak sayarsak çok ıssız bir bölgede olabiliriz ve bu da akıllı bir türün dikkatini cezbetmez. Bir başka cevap ise artık koloni kurmak fiziksel manada tabiki onlar için çok da önemli olmayabilir. Bununla birlikte birçok cevap bulunuyor ancak en önemliler yukarıdakiler diye düşünüyorum.

Yeni Bir Teori Fermi’ye Rakip Olabilir

Fermi’nin teorisini kaba hatlarıyla da olsa yazmaya çalıştık. Peki başka bir ihtimal bulunmuyor mu? derseniz, bilim dünyasının son bir cevabı daha var. Alan Stern adlı bir bilim insanı tarafından verilen cevap oldukça tutarlı bir konumda bulunuyor. Bildiğiniz üzere NASA başta olmak üzere tüm uzay programları yaşamın temelini oluşturduğu belirtilen su’yu arıyorlar. Bununla birlikte birçok gezegende de üstteki buzul tabakanın altında okyanuslar olduğunu biliyoruz. Öte yandan bizim okyanuslarımızda da birçok canlı türünün varolduğu hepimiz biliyoruz. İşte Stern, başka gezegenlerde bulunma ihtimali olan canlıların okyanuslarda yaşadığını ve üstlerindeki buzul tabaka dolayısıyla onlara ulaşamadığımızı düşünüyor. Bu da onların şehirlerinin ışıklarını ya da sinyallerini neden alamadığımızı da açıklıyor.

Şüphesiz diğer canlı türlerinin varlığı ve yokluğu ile ilgili olarak iki teori de oldukça mantıklı. Ancak her ikisi için de bu Evren’i keşfetmeye devam etmemiz gerekiyor. Sizin düşünceleriniz neler, sizce hangi teori daha doğru?

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.